ingilizce-deyimler

Olmazsa Olmaz İngilizce Deyimler Beşibiryerde

İngilizce öğrenmeye çalışırken bazı ifadeleri anlamıyor musun? Bunlar sakın deyim olmasın. Günlük hayatta çok sık kullanılan İngilizce deyimler arasından örnekler verelim, öğrenmek için hemen oku!

İngilizce Deyimler: Muhteşem Beşli

Aslında herkesin hayali bir native speaker yani ana dili İngilizce olan biri gibi konuşmak ister. Elbette bu imkansız değil!

Ana dilini konuşanlar sen de dahil olmak üzere günlük hayatta deyimlerden faydalanırlar. Bu deyimlerin hepsi olmasa dahi bir kısmını bilmen seni pek çok sıkıntıdan kurtarabilir.

Deyimlerin anlamlarını öğrenirken kullanıldığı bağlamlara dikkat et, birden fazla anlama gelebileceğini de unutma!

İşte sana Amerikan ve İngiliz İngilizcesinden 4 deyim bir de bonus.

1- Sit Tight

İngiliz İngilizcesinde Sit tight deyimi verdiğin bir kararı değiştirmemek, kararında ısrarcı olmak anlamına gelir. Örneğe bakalım:

My parents tried to persuade me not to go alone, but I sat tight.
Ailem yalnız gitmemem konusunda beni ikna etmeye çalıştı ama ben kararlıydım.

Amerikan İngilizcesinde ise Sit tight deyimi sabırlı olup beklemek anlamında kullanılır.

Boy: Mum, I am really hungry.
Anne, çok acıktım.

Mum: Sit tight a bit more, dinner will be ready very soon.
Sabırlı ol, akşam yemeği birazdan hazır olacak.

2- Ring a Bell

ingilizce-deyimler

Ring a bell deyimi her iki İngilizcede de aynı anlama sahip: çağrıştırmak, anımsatmak, kulağa tanıdık gelmek.

Her name rings a bell. Did she came to the party last Friday?
Adı kulağa tanıdık geliyor. Geçen Cuma partiye geldi mi?

3- Cut to the Chase

Sıklıkla Amerikan İngilizcesinde kullanılan cut to the chase deyimi İngilizler arasında da yaygın ancak gayri resmi bir dil içeriyor. Anlam olarak lafı uzatmayı bırakıp önemli noktalardan bahsetmek, sadede gelmek anlamına geliyor.

Every one knows why we are here, so I am going to cut to the chase .
Herkes neden burada olduğumuzu biliyor bu yüzden lafı uzatmayacağım, sadede geleceğim.

4- Break the Bank

Her iki İngilizcede de break the bank, bir şeyin çok pahalı olması, el yakmak anlamında kullanılıyor. Gayri resmi (informal) bir kullanıma sahip.

Second hand car prices break the bank these days.
Bugünlerde ikinci el araba fiyatları el yakıyor.

Bonus: Find Your Feet

Her iki İngilizcede de find your feet aynı anlama sahip bir deyim. Yeni bir duruma ayak uydurmak, alışmak anlamına geliyor.

Ted: Hey, Tim, how is it going on at your new job?
Merhaba Tim, yeni işinde işler nasıl gidiyor?

Tim: It is OK but I still try to find my feet to new position here.
İyi ama hala yeni görevime ayak uydurmaya çalışıyorum.

Bugünlük bu kadar İngilizce deyim yeter, daha fazla deyim öğrenmek için FluentU’nun en çok kullanılan 100 İngilizce deyim listesine bakabilirsin.

Kaynak olarak Cambridge Dictionary’den faydalanılmıştır.

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir